Askeri casusluk davasında sanıkların tamamına beraat

Askeri Casusluk ve Şantaj Davası’nda sanıkların tamamı ‘askeri casusluk suçundan’ beraat etti. Sadece iki kişi ”örgüte yardım etmek”ten çeşitli cezalara çarptırıldı.

Muvazzaf ve emekli askerler ile TÜBİTAK görevlilerinin yargılandığı 'Askeri Casusluk ve Şantaj' davasında mahkeme, 4'ü tutuklu 56 sanığın “fuhuş” ve “askeri casusluk” suçlarından beraatlarına hükmetti. 4 tutuklu sanık da tahliye edildi. Davanın tutuksuz sanığı Tuğamiral Şafak Yürekli'ye 'örgüte yardım' suçundan hapis cezası verildi. - keri casusluk davasi 34516462 2bdc 44c9 879a 52c7e8ca4f96 4 3020913B 7347 419D 99A8 279EF0048CB0
Askeri casusluk davasında sanıkların tamamına beraat

Muvazzaf ve emekli askerler ile TÜBİTAK görevlilerinin yargılandığı ‘Askeri Casusluk ve Şantaj’ davasında mahkeme, 4’ü tutuklu 56 sanığın “fuhuş” ve “askeri casusluk” suçlarından beraatlarına hükmetti. 4 tutuklu sanık da tahliye edildi. Davanın tutuksuz sanığı Tuğamiral Şafak Yürekli’ye ‘örgüte yardım’ suçundan hapis cezası verildi.

 

İHBAR MAİLİYLE BAŞLADI

Askeri Casusluk davası, Emniyet birimlerine gelen bir ihbarla başladı. 28 Nisan 2010 tarihinde mail yoluyla gelen ihbarda, aralarında Türk Silahlı Kuvvetleri’nden üst düzey subayların da bulunduğu bir çetenin fuhuş yoluyla kilit isimleri kandırdığı, kontrolü altına aldığı iddiası yer alıyordu.

 

İhbarı değerlendiren emniyet birimleri, aralarında iki Tuğamiral’in de bulunduğu (Tuğamiral Şafak Yürekli ve Tuğamiral Fahri Can Yıldırım) bir grubu incelemeye aldı. Soruşturma sonucunda 56 kişi hakkında dava açıldı.

 

DAVA SÜRECİ

Davaya 68 kişi ya da kurum da müşteki olarak dahil oldu. Savcı Fikret Seçen’in hazırladığı iddianame 10 Şubat 2011 tarihinde tamamlandı. Ardından da 11. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından oy birliğiyle 23 Şubat 2011’de kabul edildi. Davanın ilk duruşması 20 Nisan 2011’de yapıldı.

 

TSK TARİHİNDE İLK

Davanın önemi, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) tarihinde bir ilk olması. İlk kez TSK’da muvazzaf subaylar casusluk iddiasıyla bir sivil mahkeme önüne çıkarıldılar. Daha önce benzer davalara askeri mahkemeler bakıyordu. Nitekim sanık avukatları da dava dosyasının yetkisizlik ve görevsizlik kararı verilerek askerî mahkemeye gönderilmesini talep etti.

 

Cumhuriyet Savcısı Celal Kara, yetkisizlik ve görevsizlik taleplerinin reddedilmesi mütalaasını verdi. Mahkeme heyeti başkanı Metin Özçelik tarafından askerî şahısların sadece askerî suçlarla ilgili askerî mahkemede yargılanabileceğinin yasada düzenlendiği ve bu sebeple de yetkisizlik ve görevsizlik taleplerinin reddedildiğini bildirdi. Yargılamaya sivil mahkeme tarafından devam edildi.

 

GÖLCÜK DONANMA ÜSSÜNDE ARAMA

Dava süresinin en çok dikkat çeken gelişmesi Savcı Fikret Seçen başkanlığında Aralık 2010’da Gölcük Donanma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğü’nde arama yapılması oldu. Savcı Seçen başkanlığında İstihbarat Kısım Amirliği’nde yapılan aramada yer döşemesi altında 10 çuval belge ele geçirildi.

 

BALYOZ DAVASINI DA ETKİLEDİ

Gölcük’te yapılan aramada ele geçen belgeler arasında 43 klasörün de Balyoz Harekat Planı ile ilgili olduğuna karar verildi Bu belgeler Balyoz davasını yürüten İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi.

 

DELİLLER

Davanın ana delili, örgütün yöneticisi olarak suçlanan Emekli Albay İbrahim Sezer’in evinde DVD içinde bulunan dokümanlardı.

 

ÖRGÜT YÖNETİCİSİ EMEKLİ ALBAY İDDİASI

Savcı Seçen, delillere dayanarak örgütün yöneticisi olmakla suçladığı Emekli Albay Sezer hakkında 172 yıla kadar hapis cezası istedi.

 

İDDİALAR

Suçlamalar, aralarında TÜBİTAK görevlilerinin de bulunduğu sanıkların yabancı kadınlar aracılığıyla kritik görevdeki şahısları kandırdığı, fuhuş yaptırdığı, ardından da bu kişilerden şantajla kritik bilgiler ettiği üzerine kuruldu. Sanıklar, fuhuş ve şantaj yoluyla elde ettikleri kritik bilgileri yabancı ülkelere satmakla da suçlandılar.

 

İddianamede, sanıkların fuhuş ve şantaj yoluyla elde ettiği bilgiler arasında Türkiye savunma sanayinin kritik projelerinin yer aldığı ifade edildi. İddialar, sanıkların ev ve iş yerlerinde yapılan aramalarda elde edilen Erdek Deniz Üs Komutanlığı’nın kroki ve fotoğraflarını, TSK’ya ait savaş uçaklarının apron bakım atölyeleri ve hangarlardaki görüntülerinin fuhuş yoluyla kandırdıkları kişilerden şantaj yoluyla temin ettiklerini içeriyordu. Sanıkların bunları yabancı servislere satmak üzere temin ettikleri suçlaması da iddianamede yer alıyordu.

 

ÜÇ YABANCI KADIN

Davaya konu fuhuş olayının ise çete tarafından ayarlanan üç yabancı kadın aracılığıyla gerçekleştirildiği iddiası iddianamede yer aldı. Bu kadınların isimleri ise “Vira, Dilara ve Gül” olarak geçti.

 

UYUŞTURUCU BAĞLANTISI

Sanıklar hakkındaki bir başka iddia ise işbirliği yaptıkları “Vira, Dilara ve Gül” adlı kadınlar aracılığıyla 18 yaşından küçük kızların da uyuşturucuya alıştırıldıkları, ardından da fuhuşa zorlandıklarıydı. Fuhuşa zorlanan yaşı küçük kızlar aracılığıyla kritik mevkilerdeki kişilerden şantaj yoluyla elde edilen bilgilerin de çete üyeleri tarafından yabancı servislere pazarlandığı iddianamede yer aldı.

 

5 BİN KİŞİNİN BİLGİLERİNİ ALDILAR İDDİASI

İddianemede sanıkların yaklaşık 5 bin kişinin kişisel bilgi ve verilerini hukuka aykırı olarak kaydettiği suçlaması da yer aldı. Sanıkların, kişiler arasındaki konuşmaları dinledikleri ve kayda aldıkları suçlaması da yapıldı.

 

TUTUKLU SANIKLAR

Emekli albay İbrahim Sezer, Tamer Zorlubaş, emekli yarbay Mehmet Seyfettin Alevcan ve Deniz Mehmet Irak tutuklu olarak yargılandı.

 

GENELKURMAY’DAN BİLGİ İSTENDİ

Sanıkların evlerinde ve iş yerlerinde yapılan aramalarda elde edilen askeri fotoğraflar konusunda Genelkurmay’ın da görüşüne başvuruldu. Genelkurmay, özellikle İzmir Hava Radar Komutanlığı konusunda ele geçen belgeler konusunda savcılığa gönderdiği yanıt yazısınıda, “ele geçen bazı fotoğraf ve videolar, radara düzenlenebilecek saldırı ya da sabotajlara yönelik keşif bilgisi sağlayacak niteliktedir” ifadesi yer aldı.

 

SANIKLARIN DURUŞMADAKİ SON SÖZLERİ

4’ü tutuklu 56 sanığın yargılandığı ve İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın bugünkü duruşmasında sanıklar teker teker son sözlerini söyledi.

 

TUĞAMİRAL YÜREKLİ: HERHANGİ BİR SUÇ İŞLEMEDİM

Davanın sanıklarından Tuğamiral Şafak Yürekli, “30 yıl önce şanlı bayrağın üzerine elimi koyarak ettiğim yeminin aksine bir şey yapmadım. Yüce milletim sizlerde müsteri olunuz. Herhangi bir suç işlemedim. Son savunmamda da olduğu gibi suçsuz olduğumu haykırıyorum. Beraatimi talep ediyorum” dedi.

 

EMEKLİ ALBAY SEZER: HAKSIZ YERE TUTUKLUYUM

Davanın bir numaraları sanığı emekli albay İbrahim Sezer ise son sözlerinde suçlamaların doğru olmadığını belirterek, “2 yıla yakından haksız yere tutukluyum. Beraatimi talep ediyorum” diye konuştu.

 

TÜBİTAK GÖREVLİSİ ÇİPLİ: SOMUT DELİL YOK

Son sözleri sorulan TÜBİTAK görevlisi Yücel Çipli de suçsuz olduğunu belirterek, “Benim hakkımda somut belge, delil ve bulgu yoktur. Suçlamaların hepsini daha önce çürüttüm. İçim ve vicdanım rahat beraatimi talep ediyorum” ifadelerini kullandı.

 

Davanın sanıklarından Binbaşı Kemalettin Yakar da son sözlerinde, “Ben bu toprağa, bayrağa, Mustafa Kemal’e ve üniformama ihanet etmedim. Suçsuzum, beraatimi talep ediyorum” dedi.

 

VE KARAR: ASKERİ CASUSLUK SUÇUNDAN BERAAT, 4 TUTUKLU SANIĞA TAHLİYE

Davada karar bugün verildi. Tüm sanıklar “fuhuş ve askeri casusluk” suçlamalarından beraat etti. Tutuklu yargılanan emekli albay İbrahim Sezer, Tamer Zorlubaş, emekli yarbay Mehmet Seyfettin Alevcan ve Deniz Mehmet Irak da tahliye edildi.

 

Tutuksuz yargılanan Tuğamiral Şafak Yürekli, “suç örgütüne yardım etmek” suçundan 1 yıl 4 ay 20 gün ve ”yasaklanan bilgileri temin etmek” suçundan da 1 yıl 3 ay olmak üzere toplam 2 yıl 7 ay 20 gün hapisle cezalandırıldı.


Yazıları posta kutunda oku


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir